Kan Plazması, Eritrositler ve Hemoglobin
- 7 Şub 2024
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 8 May
Kan santrifüj edildiğinde plazma ve şekilli elemanlar yoğunluk farkına göre ayrışır. Bu ayrışma kanın iki temel bileşenini görünür kılar. Her ikisi farklı görevler üstlense de dolaşım sisteminin işlevselliği her ikisinin birlikte çalışmasına bağlıdır.
Kan plazması. Plazma, toplam kan hacminin yaklaşık %55'ini oluşturan açık sarı renkli sıvı fazdır. Hacminin %90-91'i sudur; geri kalan %9-10'luk bölüm plazma proteinleri, elektrolitler, besin maddeleri, hormonlar ve metabolik atıklardan oluşur. Tüm bu çözünmüş maddeler homeostaz mekanizmaları aracılığıyla dar sınırlar içinde tutulur.
Plazma proteinlerinin büyük çoğunluğu karaciğer hücrelerinde yani hepatositlerde sentezlenir. Bu proteinler üç ana gruba ayrılır: albumin, globulinler ve fibrinojen. Albumin plazma proteinlerinin yaklaşık %60'ını oluşturur; osmotik basıncın korunmasında baş rol üstlenir ve steroid hormonlar ile yağ asitleri için taşıyıcı işlevi görür.

GÖRSEL Plazmanın içeriği
Globulinler plazma proteinlerinin %35'ini kaplar ve üç alt gruba ayrılır. Alfa ve beta globulinler demir, lipid ve yağda çözünen vitaminleri taşır. Gama globulinler ise immün sistem hücreleri tarafından üretilen antikorlardır; bakteri ve virüslere karşı savunma yanıtının temel aracılarıdır. Fibrinojen ise %4'lük oranıyla pıhtılaşma sürecinde fibrin iplikleri oluşturarak kan kaybını sınırlar.
Plazma proteinlerinin geri kalan %1'lik kısmı ise enzimler, hormon taşıyıcılar ve çeşitli düzenleyici proteinlerden oluşur. Bu küçük fraksiyon sayısal olarak mütevazı görünse de metabolik süreçlerin koordinasyonunda işlevsel bir rol üstlenir.
Eritrositler. Eritrositler yaklaşık 7.5 µm çapında bikonkav disklerdir. Olgunlaşma sürecinde nükleuslarını ve organellerinin büyük bölümünü kaybeder; sitozolleri neredeyse tamamen hemoglobin ile dolup geçer. Bu yapısal sadelik hem yüzey alanını artırır hem de taşıma kapasitesini maksimize eder.
Eritrositler mitokondri içermez ve ATP'yi yalnızca anaerobik yollarla üretir. Bu sayede taşıdıkları oksijeni kendi metabolizmaları için harcamaz; tüm kapasitelerini dokulara oksijen iletmek için kullanırlar. Zarlarındaki spektrin proteini ise hücrenin esnek kalmasını sağlar; eritrositler bu esneklik sayesinde kendi çaplarından daha dar kapillerden geçerek dolaşımı sürdürebilir.

GÖRSEL Eritrositin şekli ve boyutu
Hemoglobin ve gaz taşıma. Hemoglobin (Hb), dört polipeptid zincirinden oluşan globin proteini ile her zincire bağlı birer heme grubundan meydana gelir. Her heme grubunun merkezinde bir demir iyonu (Fe²⁺) bulunur. Bu demir iyonu oksijeni geri dönüşümlü olarak bağlar; tek bir Hb molekülü dört oksijen molekülü taşıyabilir.
Akciğer kapillerinde oksijen Hb'ye bağlanarak oksihemoglobin oluşturur; bu form parlak kırmızı renklidir. Dokuya ulaşıldığında oksijen serbest bırakılır ve deoksihemoglobin adını alan koyu kırmızı form ortaya çıkar. Vücuttaki oksijenin yaklaşık %99'u bu mekanizma aracılığıyla taşınırken yalnızca %1'i plazmada çözünmüş olarak iletilir.

GÖRSEL Hb ve heme
CO₂ taşıma mekanizması oksijenden farklı çalışır. Dokularda üretilen CO₂'nin yaklaşık %70'i plazmada bikarbonat iyonuna (HCO₃⁻) dönüştürülerek taşınır. Yaklaşık %20–25'i Hb'ye bağlanarak karbaminohemoglobin oluşturur; kalan %5–10'luk bölüm ise plazmada çözünmüş olarak akciğerlere iletilir.
Kan plazması ve eritrositlerin bu işlevsel yapısı dolaşımın yalnızca bir taşıma sistemi değil, aynı zamanda hassas bir gaz değişim mekanizması olduğunu ortaya koyar. Bir sonraki başlıkta kardiyomiyositlerin bu oksijeni nasıl kullandığı ve kalbin kendi enerji üretimini nasıl sürdürdüğü ele alınacaktır.
Sonuç olarak,
Konuya ilişkin bilginizi tamamlamak ve kendinize seviye atlatmak için önceki ve sonraki yazılara göz atmayı ihmal etmeyin. Linklere aşağıdan ulaşabilirsiniz.
SSPS - level up yourself
Bu ve sitemizde yer alan diğer yazılar SSPS spor ve sağlık bilimleri kütüphanesi kaynakları kullanılarak hazırlanmıştır.


